oysa,, bana sorulmadı,, oysa sormuş olsa denebilirdi ki, bende bir şey var,, ben ona inandım,,
bazen herkes biliyor diye söylemiyorum,, ondan bildiğim bu sonsuz şeyleri,,
bir yerde tekrar okuyunca,, karşıma çıkınca ama,, nasıl hoşuma gidiyor,, sonra diyorum ki
kendime,,
herkes unutmuş bu sonsuz şeyleri,,
sonra mesela insan soyluluğuna korkumu anlatmak için şöyle bir girizgaha girilebilirdi,, denilebilirdi
ki ben hayatta hiç,,
şöyle gözleri kocaman gülen,, saçı başı düzlüğünden ve kısalığından daha dağınık,, sesi daha
oturmamışlığından hâlâ güzel,, henüz şehir parklarının pisletmediği,, şöyle kız çocuğu gibi alımlı,,
oğlan çocuğu gibi ak pak,, daha yeni yetme birkaç günlük leşçi karga görmedim,,
ya da kuzgun,, ya da bir saksağan bile sözgelimi,,
alemlerin rabbi olan allahım söyle lütfen,, sen bütün kargalarını dünyaya böyle sokaktakiler gibi mi
getirdin,,
bebe baykuşlar,, bebe kuğular ve bebe martılar gören bir karga annenin gözyaşları seni hiç karga
anneleri haksızlığa uğratıyormuşsun gibi hissettirmedi mi,,
israil asıllı bir amerikan doktorun gençlik aşısı diye karga anne gözyaşı satalım konulu
seminerlerine karşın,, söyle allahım,, bebe leylekler,, bebe cılıbıtlar ve bebe balıkçılları gören bir
karga annenin gözyaşlarını şimdi ne yapmalı,,
işte ancak sonra denilebilirdi elbet,, denilebilirdi ki benim insan soyluluğuna korkum işte bundan
içredir,,
sonra devam edilebilirdi burdan,, denilebilirdi ki,, bir gaz sanarım bulutları ben,, zannımca
öylelerdir,,
isa ve annesinin öve öve bitiremediği gökyüzünde dünyamızın,, beyaz renkli ve beliriyorlar
kendiliğinden,, öksüz bir rüzgarla geziniyorlar,, üstelik,, berlin senin vaşinktın benim demeden,,
hem de kimseye hesap bile vermeden,,
kimseye hesap vermeden,,
şaşılacak şey bu,, akıl sır ermez bu işe,,
bir de bu bulutlar gri renkliyse,, şimşek yüklüyse,,
denilebilirdi ki,, veyahut barut,, ve biraz gaz sanırım bombaları ben,, zannımca biraz da ateş! lazım gelir,,
ateş! diye bağırmak lazım gelir çünkü en son,, bunu eli biraz kumanda tutmuş herkes bilir,,
ve hastanelerinde,, ve seks yapılan yerlerinde dünyamızın,, kan renkli ve beliriyorlar uçak pencerelerinden,,
öksüz bir ateşl!e geziniyorlar,, amerika rusya ve israilden geliyorlar kendiliğinden,,
üstlelik ukrayna senin filistin benim demeden,,
hem de kimseye hesap bile vermeden,,
kimseye hesap vermeden,, bir de bombalara uranyum gebeyse,, atom yüklüyse,,
sonra yeşil yeşil adamlardan bahsedilebilir,, slip donlu sarı pipili,, iniyor afrika sahillerine
paraşütleriyle,,
kimseye hesap vermeden hem de,,
hesap vermeden hem de,,
sorulsa denilebilirdi ki,, hem sonra benim çok iyi arkadaşlarım var romanya, danimarka ve
lihtenştayn’dan bile,,
onlar da gelip gidiyorlar hep İstanbuldaki evime,,
ben size kibarca soruyorum oysa,,
ey beş kıtanın hepsi orta yaşlı pasaport polisleri,, gelebilir miyim diye,,
şöyle sağ ayaklan başlayarak hem de,,
sağ ayaklan hem de,,
gümrüksüz aşklar kaçıracağım okyanus kıyısına uzanmış kızlarınızdan,, drakulanın gotik
kalesinden ve tavanları mikelanjelo süslü kiliselerden de,,
en güzel seven benim insan yüreğime hem de
en güzel seven hem de,,
sormadı ama bana tüm bunları misis sitüvırds,, görünce deri bordo kılıf üzerine basılı türk
bayrağını,, bastı en korkulan kaşesini,, hepsi boş birçok sayfadan birisine,,
oysa en azından tam o an,,
en azından gurur yaparak olsa bile tüm insan soyluluğumla,, denilebilirdi ki,,
ben de yanlış geldim zaten,,
istemem mangalsız tabiat parkları,, oyun havası olmazsa,, halay yoksa,, jöleli dikili değilse
darbukacının saçları bir de,, düğünleri istemem,,
abi amca demek bilmez çocuk,,
ve hatta soyunma odalarını bile,, içinde herkes dal daşşak
gezecekse istemem,,
leyla ile mecnun duymamış bir lise aşkı,,
yanmayı ve aşkı bir bilmeyen gönül görmek istemem,,
istemem,, hayır misis sitüvırds!,,
dinlemiyor olsam da,, sabah ezanı bilmeyen minare,,
komşusundan korktuğu için silahlanan komşu,,
kahvehanesiz köşebaşlarıı,, zeki müren bilmeyen yaşlı,, efkarlı rakı görmemiş mutfak masası,,
sübaneke bilmeyen taşra halkı ve horonsuz akan pınarları görmek istemem,,
denilebilirdi ki,, yok yanlış geldim,, kusura bakmayınız misis sitüvırds,, ben yanlış uçağa binmişim,,
ben istemem kıtlama şeker olmadan çayı,, pis burun topa vurmamış erkek çocukları,,
atatürk portresi çakılmamış noter duvarları görmek istemem,
istemem dağlarınızı görmek,, palandöken gibi toros gibi dağların efendileri ağaları,, içli bir türkü
tutturmuyorsa eğer,,
istemem görmek bir halkı,,
birbirini görünce sarılmıyorsa sollu sağlı,,
öpmüyorsa yanaklarından birbirinin,,
kol kola girmiyorsa yürürken insanları,,
istemem görmek keyfine yere tükürmenin zevkine hiç varmamış bir insanlığı,, denilebilirdi,,
denilebilirdi ki misis sitüvırds,,
ben zaten yanlış geldim.
ama kalakaldım memet abi,, kalakaladım,, hiçbir şey diyemedim,,
girdi kollarıma adamlar,, götürdü beni odaya,,
işte o zaman sordular anca,,
neymiş adım,,
adım abdal,,
baba adı,,
resul,,
ana adı,,
dedim hop anamı karıştırma,,
ana adı dedi tekrar,,- yor mam-,,
dedim anamı karıştırmayın sikerim,,
beni dövdüler,,
eşek sudan gelinceye dek beni dövdüler,,
memet abi her şeyi diyebilirdi o an,,
o, tanık var mı dedi,,
yatağının ayağında yaslamış duvarına sırtını, bir dizi yerde,, bir dizini kendine çekerek ağa gibi
otururken,, bu soğuk mavi renkli ecnebi koğuşunun,, tanık var mı dedi,, oltu taşı tesbihinden can
sıkıntısı çekerken,,
öyle ya tanık olmadan olmaz,,
tanık olmadan kimse ne ölebilir ne yaşar,,
ne yere tükürebilir,,
ne aşık olabilir cümbür cemaat,,
nikah bile tanıksız olmaz,,
ben tanıktım mesela,, insan soyuna ve kargalara yapılan,, ezici zulme karşı,,
tanıktım eski aşklarıma yeni doğan bir güne karşı,,
tanıktım,, öyleyse zulüm vardı,, ve aşk vardı,,
sonu olan her şeyin varlığı tanıklığıma karşı,,
yaşasın,, dağlar başında bir yavan güzel,, al yaşmaklı,,
yaşasın,, telleyip pulladığım yalnızlık ağaçları,, yaşasın,, defterdarlıklar,, ve tapu ve kadastronun
tanıklığıma bağlılığı,,
yaşasın,, sonluluğun tanıklığıma sonsuz mahkumluğu,,
yaşasın bu ecnebi koğuşu ve bir polisin
polis ünvanının bile tanıklığıma muhtaç yaratılışı,,
yaşa memet abinin tanık var mı diyen dili,,
ama yaşam ve zamanın sonsuzluğu,,
ve değişip durmanın sonsuzluğu,,
ve bir şeylerin ansızın kuşa dönmesinin sonsuzluğu,, memet abi dedim,,
tanıklığımdan değildir,,
öyleyse sonlu olmayan şey,,
tanıklığımdan farksız,,
dedim memet abi,,
ben anamdan,,
annem anneannemden,,
anneannem ise sonsuzdandır,,
memet abi her şeyi diyebilirdi o an,,
ama memet abi dedi ki,,
sen kesin gittin buldun,,
yalnız bir turist kızı alanyada kesin,,
taktın önceden ucunu deldiğin kondomunu,,
kızı bir güzel siktin odasında kesin,,
koydun çocuğu karının karnına,,
şimdi nah burdasın kesin,,
doğarsa çocuğun,, salarlar seni,, bir kebapçı açarsın,,
doğmazsa ben gibi burda daha çok yatarsın,, dedi,,
orospu karı dedi,, aldırmış piçi,,
sustum sonra konuşmadım,, ama memet abi denilebilirdi,, denilebilirdi ki,, memet abi,,
kürt müsün,,
gömleğinin içine hasır atlet giymişsin,,
tenin ve erkekliğin de kıllı mıllı,,
ama ne önemi var memet abi,,
önümüzden geçen her yaşlı japonu budha sanmasak,,
ezici zulme karşı biz hepimiz,,
kardeş değil miyiz,,
Görsel: Shirin Neshat, Rebellious Silence, from Women of Allah series, 1994