© 2022 Tüm hakları saklıdır. Developped by ordek.co .

bellini’nin çayırdaki meryem’i üzerine

Haziran 20, 2024
Hazal Tanrıverdi

Paylaş

Giovanni Bellini’nin, 1505 tarihli, National Gallery’de sergilenen orjinal ismiyle “Madonna Del Prato” (Madonna of the Meadow) tablosuna bakıyoruz. Biçimsel analiz teknikleriyle bu resmi okumak için betimleme ile başlamak gerekiyor.

Bir resmi okurken ölçek, kompozisyon, resim düzlemi, biçim, çizgi, renk, ışık, ton, gölge, doku ve desen öğelerinden yararlanırız. Bunlar betimlemeyi ortaya çıkaran ve bir araya getiren öğelerdir. Tablonun boyutu, tabloyla kurduğumuz bağlantıyı büyük ölçüde etkiler çünkü “bakmak” denen şey, ölçek ile ilgili olarak burada devreye girer. Şöyle ki, çok büyük ölçekli bir tabloya bakarken resmi bir bütün olarak görebilmek için tablodan biraz uzaklaşırız. Ancak küçük ya da orta ölçekli bir tabloda her detayı yakalamak için resmi içgüdüsel olarak yakından incelemek isteriz.

“Çayırdaki Meryem”, orta ölçekli bir tablodur. Meryem figürü, çerçevenin büyük bir kısmını kaplar. Figürün kıyafeti tablonun en alt kısmına kadar uzanır. Aşağı doğru genişlemesi gözümüzde bir tür piramit etkisi yaratır. Bellini, Meryem’i ön plana yakın konumlandırarak ufuk çizgisinin önündeymiş hissiyatını ortaya çıkarmaya çalışır. İşlenmiş tarım arazisi, bulutlar ve çayır yatay düzlemde gruplar oluşturur. Dikey düzlemde ise mimari öğeler mevcuttur. Meryem’in başının nazikçe aşağı doğru eğilmiş olarak resmedilmesi, samimiyet ve şefkat duygusunu yaratır. Parmak uçlarını birleştiren Meryem’in avuç içlerindeki renk yoğunluğu etkileyici unsurlardan biridir. Resmin düzlemi, “atmosferik” ve “doğrusal” gibi kavramlarla tanımlanır. Meryem’in elleri arasındaki alan ve çocuk İsa’nın başıyla bize bir açı sayesinde paralel bir düzlem yaratması buna bir örnektir. Ortogonal çizgiler ufuk noktasında birleşir ve bulutlardan dağlara kadar olan mavi ton ile bir mesafe ve ufuk çizgisinden uzaklık hissiyatı ustaca ortaya konulur.

Biçim, düzlemde yer alan cisimlerin nasıl tasvir edildiği ile ilgili bize ipuçları verir. Biçimi çizgiler belirler ve bu bağlamda sınırları belirlemek adına kontur çizgileri göze çarpar. Ağaç dalları, Meryem’in kıyafeti ve mimari öğelerin çizgileri bir kontur etkisiyle netleştirilmiş görünür. Üç ana renk grubu ve tonları resme hakimdir; mavi, kırmızı ve sarı. Renk, bir anlamda ışık görevi görür. Güneşli bir günde görülen ışık dalgalarının resme yansıttığı güneş ışığı, sol taraftan, oldukça yüksekten yere doğru yansır. Sağ kolunun ön kısmı ve çocuk İsa’nın yüzü, aydınlık, tutarlı bir ışık ve gölge algısı yaratır. Renk tonları aydınlıktan gölgeye geçer ve yüce Chiaroscuro tekniği ile düzlemde bir üç boyut etkisi ortaya çıkarır. Resmin pek çok yerinde, en ince ayrıntı bu renk tonlarında görülür. Yağlıboya, bir malzeme olarak farklı dokuların betimlenmesi için çok uygundur. Dokuların çeşitliliği, ciltte ve kıyafette yarattığı pürüzsüzlük ile çakıl taşları ve tarlada yarattığı pürüzlü tasvir bize doku kontrastını hissettirir.

Son olarak desene değinecek olursak; desen bir biçimin tekrarlı bir şekilde kullanılmasıyla yaratılır. Böylece dekoratif bir alan sunulur. Meryem’in kıyafetindeki altın işleme detayı, tekrar eden şekilde çakıl taşları ve ağaç/yaprak biçimleri desene örnek olarak verilebilecek unsurları oluşturur.


Diğer Yazılar

sine-haiku VIII: Aru sendo no hanashi

Yaşlı kayıkçıTaşır tüm ölüleriGençliklerine görsel: Aru sendo no hanashi, Jô Odagiri, 2019

loop visualizer

Sanılanın aksine, visualizer’lar müzik sektörünün bir uzantısı olarak değil film sektörünün ya da daha geniş bir adl…

“kıyamet emeklisi”ne mektup

Ah Aziz, Tanrın mı seni “alın varlık acısı çeken kulumu görün” niyetine açık etti yoksa kendini mi açık etmek içi…



© Tüm hakları saklıdır. Developped by ordek.co .