o gölgeleri sen mi taktın peşime ya o ışıksız gecede atılan çığlık ona ne demeli sen söyle ve dizlerim titrerken ben yine de yürüyordum bir adım sonra diğeri ahşap kokulu ve tekinsiz bir sokak hiç basılmamış halılar çıktı karşıma fakat yine de eskilerdi neden acaba yıkılan bir genelevinin önünden geçtim dizlerim hala titriyordu evet gerçekten geçtim inanmanın zorluğunu iyi bilirim ve iki yüzlülüktür bana inanılmasını beklemem fakat yine de inan bana çünkü yakınmak istediğim bazı dertler var mesela yağmur burjuva zevkidir yağmurda ıslanmak romantik değildir ayrıca yağmuru sevmek farklı kılmaz gerçekliğini sen sahtesin yağmuru sevdiğin için/sevdiğini iddia ettiğin için fakat ıslanmanın ne demek olduğunu bilseydin eğer üşüseydin o en fırtınalı gecede gözlüklerinde yağmur damlası birikseydi bir kere kandırma artık kendini üç sisli ve yağmurlu gecenin ardından bildiğim her yoldan uzakken kaybolmuş ve tutsakken kapısı ardına kadar açık devasa bir köşkün bahçesinde dizlerim titrerken ben yine de yürüyordum söyle bana gölgeler neden peşimde
görsel: Tulips by Miranda Keyes, Photography by Oskar Proctor