© 2022 Tüm hakları saklıdır. Developped by ordek.co .

Yabancılaşma Kavramı Çerçevesinde “Muhteşem Gatsby”nin Kükreyen Yirmilerin Popülerleşmesine Etkisi

Temmuz 25, 2024
Yasemin Ekiz

Paylaş

Giriş

Amerikalı yazar, F. Scott Fitzgerald’ın 1925’te yayınladığı Muhteşem Gatsby romanı; Birinci Dünya Savaşından sonra ortaya çıkan kükreyen yirmiler dönemini en iyi tanımlayan eserlerden biridir. Kükreyen Yirmiler ve Caz Çağının en yoğun yaşandığı ülke Amerika’dır. Bunun sonucunda ise Amerikan Rüyası terimiyle karşılaşılır. Amerikan Rüyası, genellikle Amerikan toplumunun temel değerlerinden biri olarak kabul edilen bir idealden türetilen bir kavramdır. Bu ideal, Amerikan vatandaşlarına, başarıya ulaşma, kişisel gelişim ve daha iyi bir yaşam standardına ulaşma fırsatının eşit bir şekilde sunulduğu inancını içerir. Amerikan Rüyası, bireylerin çaba ve yetenekleri doğrultusunda istedikleri başarıya ulaşma şansına sahip olduklarına vurgu yapar fakat bu büyük bir yanılgıdır. Ele alınan eser Muhteşem Gatsby’de bu yanılgı da en iyi şekilde yansıtılmaktadır. Tüm bu yanılgının sonucunda ise yabancılaşma kavramı ile karşı karşıya kalınır. Yabancılaşma, genellikle bireyin kendisi, toplum veya doğal çevresiyle hissettiği bir kopukluk, uzaklaşma ve anlam kaybı durumunu ifade eden bir kavramdır. Bu terim, sosyoloji, psikoloji ve felsefe gibi alanlarda sıklıkla kullanılır. F. Scott Fitzgerald’ın “Muhteşem Gatsby” adlı romanı, 1920’lerin Amerika’sının sosyal ve kültürel dinamiklerini derinlemesine ele alarak, Kükreyen Yirmilerin popülerleşmesine etkide bulunmuştur. Kükreyen Yirmilerin sosyal ortamı, lüks ve eğlenceye olan talebi gösterir. Bu, dönemin popüler kültürünü şekillendirmiş ve partileme eğilimini desteklemiştir. “Muhteşem Gatsby,” Amerikan Rüyası’nın eleştirisiyle birlikte, zenginlik ve gösterişin önemli bir rol oynadığı bir dönemi yansıtır. Karakterlerin yaşamları, müsrif partileri ve lüks yaşantılarıyla zenginlik arayışını vurgular. Roman, dönemin kadınlarının sosyal statülerindeki değişimi ve moda anlayışını da gösterir. Daisy Buchanan karakteri, zengin ve güzel bir kadın olarak tasvir edilir, bu da o dönemdeki kadınların bağımsızlık arayışlarını ve sosyal statülerini vurgular. Aynı zamanda, flapper tarzının popülerleşmesine de katkıda bulunur. Bu çalışmanın amacı, Kükreyen Yirmilerin nasıl ortaya çıktığını, popüler kültürdeki yerini, Muhteşem Gatsby eserinin kükreyen yirmileri nasıl popüler hale getirdiğini ve bu kuşağın yabancılaşma kavramı çerçevesinde incelenmesini ele almaktır.

Kükreyen Yirmilerin Ortaya Çıkışı ve Analizi

1920’ler köklü birçok alanda köklü değişikliklerin yaşandığı belirleyici ve yön verici bir on yıl olmuştur. Kükreyen Yirmiler (Roaring Twenties), 20. yüzyılın başlarına damgasını vuran bir dönemdir. Bu dönem, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından gelen savaş sonrası dönemde, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde büyük ekonomik, kültürel ve sosyal değişimlere tanıklık etmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte, özellikle Amerika’da ekonomik canlanma yaşanmıştır. Savaşın getirdiği talep, endüstriyel üretimi artırdı ve tüketici ekonomisi hızla büyümüştür. Bu durum, Kükreyen Yirmilerin ekonomik zenginliğe ve refaha tanıklık ettiği bir dönem olarak öne çıkmasını sağlamıştır. Kükreyen Yirmiler, Caz Çağı olarak da bilinir. Caz müziği, dans ve eğlence kültürü bu dönemde zirve yapmıştır. Büyük caz orkestraları, caz kulüpleri ve dans pistleri, gençler arasında popülerlik kazanmıştır. Kültürel patlama, moda, sanat ve eğlence endüstrilerini etkileyerek, toplumun geleneksel normlarını sarsan bir dinamizm getirmiştir. Kadın hakları hareketi, Kükreyen Yirmilerin toplumsal dinamiklerini şekillendiren önemli bir faktördür. 19. yüzyılın sonlarına doğru başlayan bu hareket, 1920’lerde kadınların oy hakkını elde etmesiyle doruk noktasına ulaşmıştır. Bu dönemde, kadınlar toplumda daha fazla görünürlük kazanmıştır, iş gücüne daha fazla katılmış ve geleneksel cinsiyet rollerine meydan okumuştur. Kükreyen Yirmiler, Amerika’da içki yasağının yaşandığı bir döneme denk gelir. Ancak, içki yasağının getirdiği kaçakçılık ve yeraltı içki kültürü, bu döneme damgasını vuran önemli bir sosyal olgudur. Yasağa rağmen, insanlar özel içki partilerine katılmış ve gizlice içki tüketmişlerdir. Kükreyen Yirmiler, büyük bir ekonomik canlılık dönemi olarak başlar ancak bu dönem, 1929’da Wall Street Çöküşü ile sona ermiştir. Bu çöküş, Büyük buhranı tetiklemiş ve dünya genelinde ekonomik zorlukların yaşandığı bir döneme geçişin habercisi olmuştur.

Kükreyen Yirmilerin Popüler Kültürdeki Yeri

Popüler kültür, geniş bir kitle tarafından benimsenen, paylaşılan ve kabul gören kültürel unsurları ifade eder. Bu unsurlar, genellikle günlük yaşamın bir parçası olarak algılanan, geniş bir izleyici kitlesi tarafından tüketilen ve üretilen unsurlardır. Popüler kültür, genellikle halk kültürü veya kitle kültürü olarak da adlandırılır. Popüler kültür, medya, eğlence, moda, müzik, spor, teknoloji, yemek, dil ve diğer birçok alanda ortaya çıkabilir. Genellikle popüler kültür, belirli bir dönemde belirgin olan trendleri, stilleri ve davranış biçimlerini içerir. Popüler kültür unsurları, genellikle anında tanınabilir, geniş bir izleyici kitlesi tarafından tüketilir ve toplumsal bir etki yaratma potansiyeline sahiptir. Popüler kültür, zamanla değişen ve evrimleşen bir dinamizme sahiptir. Medyanın etkisi, küreselleşme, teknolojik ilerlemeler ve toplumsal değişimler, popüler kültürün sürekli olarak yeniden şekillenmesine katkıda bulunur. Bu kültürel unsurlar, genellikle bir toplumu veya dönemi tanımlayan ve izleyiciler arasında ortak bir bağ oluşturan unsurlar olarak kabul edilir. Kükreyen Yirmiler, müzik, moda, sanat ve eğlence dünyasındaki dönüşümleri içinde barındırmaktadır. Tüm bu alanlara ettiği etki ile de popüler kültürde yer edinmiştir. Büyük caz orkestraları, caz kulüpleri ve dans pistleri, müziğin popüler kültürdeki rolünü kökten değiştirmiştir. Caz, enerjik ve ritmik yapısıyla gençleri etkilemiş, dans kültürünü başlatarak popüler kültürün bir parçası haline gelmiştir. Kadın modasında ve genel tarzda radikal değişikliklere sahne olmuştur. Kadınlar, geleneksel giyim normlarından saparak daha özgür ve rahat kıyafetler giymeye başlamıştır. Erkek modası da değişerek daha rahat kesimler ve özgür tarzlar benimsemiştir. Bu moda devrimi, popüler kültürdeki dönüşümü gösteren belirgin bir işaret olmuştur. Sinema endüstrisinde de etkileri görülmüştür. Yeni sesli film teknolojisi, sinema deneyimini büyük ölçüde değiştirmiştir ve Hollywood, dünya genelinde popüler kültürün bir merkezi haline gelmiştir. Özellikle sessiz sinemanın ardından gelen bu değişim, görsel eğlencenin popüler kültürdeki önemini vurgulamıştır. Popüler kültürün bir diğer önemli unsuru ise içki yasağı (prohibition) dönemidir. Yasaklar, yeraltı içki kültürünü tetiklemiştir. Kaçak içki partileri ve yeraltı barları, gençler arasında popüler hale gelmiştir. Bu dönem, yasakların toplumsal normlara meydan okuyan bir unsur olarak popüler kültürde yer bulmasına neden olmuştur. Kadın haklarının da öne çıktığı bu dönem popüler kültürde yer edinebilmiştir. Kadın hakları hareketi, bu dönemde ivme kazanmıştır. Kadınlar, oy haklarını elde etmeleri ve geleneksel cinsiyet rollerine meydan okumalarıyla popüler kültürde güçlü bir varlık oluşturmuşlardır. Sanatçılar eserlerinde modern yaşamı tasvir etmişlerdir. Onların resimleri ortamı ayarlamak için karamsar tonlar kullanarak yalnızlık ve izolasyon duygusunu ifade etmiştir. Genel olarak, on yılın yeni fikirleri Amerikan popülerliğinde büyük bir değişime neden olmuştur. Milyonlarca Amerikalıya bilgi ve eğlence fırsatları sunulmuştur.

Yabancılaşma Kavramı Ekseninde Jay Gatsby

Bireyin duygu, düşünce ve tutumlarıyla toplumdan uzaklaşması ya da kendi varlığından uzaklaşması olarak tanımlanabilecek yabancılaşma, yalnızca birey odaklı olmayıp, ‘benler’ arasındaki ilişkileri de kapsayan bir paradigmadır. Bu paradigma, bireyin kişisel alanından başlayıp çevresine kadar uzanan toplumsal ilişkilere kadar vardığından, birçok sosyolog sorunu tanımlamak ve bazı çözümler önermek için bu konuya odaklanmıştır. Örneğin modern hayatın yabancılaştırıcı yönlerine odaklanan Alman sosyolog Max Weber, “homojen bir toplumun yaratılması amacıyla bürokrasinin ortaya koyduğu sayısız kural ve düzenlemelerin insan ruhunu ezdiğini ve bireyi bir mekanizmanın küçük bir çark dişlisine çevirdiğini, bireyi robotlaştırdığını ve bu nedenle özünü yitirdiğini belirtir” demiştir (Şahin 2013, 36). Başka bir ifadeyle sosyalizasyonunu tamamlamış yani toplumun norm ve değerleriyle bütünleşmiş olan birey, her ne kadar toplumla uzlaşmış olsa da kendi özünden uzaklaştığı için benliğine yabancılaşır. Üstelik sadece toplumsal uyumu seçmiş bireyler değil toplumsal normlara uymayı, toplumun değerlerini benimsemeyi reddeden bireyler de içinde yaşadıkları çevreye yabancılaşırlar. (Tanrıtanır ve Tütak, 2015 s.3) Romanın merkezinde, Jay Gatsby gibi gizemli ve kaçınılmaz bir figür yer alır. Gatsby, gösterişli partileri ve çarpıcı kişiliğiyle dikkat çekse de duygusal olarak kopuk, hedeflediği topluma ait olmaktan uzakta bir figürdür. Gatsby’nin şüpheli yollarla elde ettiği serveti, sadece onun, ulaşılamayan Daisy Buchanan’a duyduğu özlemi vurgular. Gatsby’nin kökenleri ve sosyal statüsü, onu toplumun üst sınıflarından bir yabancı yapar. Gerçek kimliğini gizleyerek ve şaşırtıcı zenginlikle kendisini süsleyerek, aslında o alt sınıflardan gelmiş biri olarak Daisy ve diğerleri arasında bir yabancılık hissi yaşar. Gatsby’nin özlemi, Amerikan Rüyası’nın bir tezahürüdür. Ancak, bu rüya, zengin olmanın ve sosyal statü elde etmenin, gerçek bağlantıları ve insan ilişkilerini zayıflatabileceği bir yabancılaşma yaratabilir. Gatsby’nin arzusu, onu gerçek anlamda topluma ait hissetmediği bir noktaya sürükler. Gatsby’nin Daisy’e duyduğu derin aşk, aynı zamanda onun gerçek bir ilişki kurma yeteneğini de zayıflatır. Gatsby, hayalini kurduğu bu aşkla ilgili o kadar yoğun bir şekilde odaklanır ki, gerçek dünya ve diğer insanlarla olan bağlantılarını kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Bu durum, onun duygusal olarak yabancılaşmasına neden olur. Gatsby’nin geçmişi, onun gerçek kimliğini ve kökenlerini gizlemeye çalıştığı bir yabancılık hissi yaratır. Geçmişinden kaçma çabası, onun insanlarla derinlemesine bağlantı kurmasını engeller ve bu, onu yalnız bir figür haline getirir. Gatsby’nin düzenlediği muazzam partiler, gerçek kişiliğini ve duygularını gizlemesinin bir parçasıdır. Bu gösterişli yaşam tarzı, onu etrafındaki insanlardan daha da uzaklaştırır ve bu durum, zenginlik ve popülerlik maskesinin ardında gerçek bir yabancılaşma yaratır. Amerikan Rüyasının getirdiği bazı unsurlar, bireylerde yabancılaşmaya neden olabilir. Amerikan Rüyası, başarıya, refaha ve kişisel mutluluğa ulaşma fırsatının herkese açık olduğunu savunur. Ancak, bu ideali takip ederken yaşanan bazı durumlar, bireylerin toplumlarından, kendilerinden veya diğer insanlardan uzaklaşmasına neden olabilir. Rekabet ve Bireycilik, Eşitsizlik ve Ayrımcılık, Materyalizm ve Tüketim Kültürü, Çalışma Baskısı ve Stres, Başarısızlık ve Hayal Kırıklığı bu rüyanın beraberinde getirdikleridir.

Amerikan Rüyası İllüzyonu ve Kükreyen Yirmiler

Amerikan Rüyası, Amerikan tarihindeki önemli bir kavramdır; ancak, Kükreyen Yirmiler (Roaring Twenties) döneminde, bu kavramın gerçekliği ve illüzyonu arasındaki çatışma özellikle belirgindir. Amerikan Rüyası İllüzyonu, Amerikan Rüyasının sıklıkla gerçekleşmeyen veya ulaşılamayan bir ideale dönüşmesini ifade eder. Amerikan Rüyası, genellikle bireylerin çaba ve yeteneklerine dayanarak başarıya, refaha ve kişisel mutluluğa ulaşma fırsatını içeren bir ideali ifade eder. Ancak, zaman içinde, bu ideali gerçekleştirmenin zorlukları, eşitsizlikler ve sosyal engeller nedeniyle, Amerikan Rüyası bazen bir “illüzyon” olarak görülebilir. Bu illüzyon durumunu anlamak için değinilmesi gerekken bazı noktalar vardır. Toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler, Amerikan Rüyasının herkes için eşit bir fırsat sunma idealiyle çatışabilir. Amerikan toplumunda sınıfsal ve toplumsal yerleşim, bireylerin doğuştan gelen sosyal statülerine dayalı olarak belirlenen bir gerçeklik olabilir. Bu durum, Amerikan Rüyasının herkes için eşit bir başarı fırsatı sunma iddiasının bir illüzyon olduğunu gösterebilir. Yüksek eğitim maliyetleri, konut sorunları ve sağlık hizmetlerine erişim gibi ekonomik engeller, bireylerin Amerikan Rüyasına ulaşmalarını zorlaştırabilir. Bu tür zorluklar, Amerikan Rüyasının sadece belirli bir kesim için geçerli olduğu hissini güçlendirebilir. Kültürel ve cinsel kimliklere dayalı ayrımcılık, Amerikan Rüyasının sadece belirli bir demografik gruba yönelik olduğu algısını pekiştirebilir. Bu durum, bazı bireylerin Amerikan Rüyasını gerçekleştirmelerinin daha zor olabileceği hissini doğurabilir. Bu faktörler bir araya geldiğinde, Amerikan Rüyası İllüzyonu ortaya çıkar. Bu, Amerikan Rüyasının başarı ve mutluluk sözü veren ideallerinin, pratikte herkes için gerçekleşmesinin zorluğunu ve sınırlarını ifade eder Bu dönem, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika’da ekonomik refahın arttığı, kültürel patlamanın yaşandığı ve sosyal normların sorgulandığı bir çağı temsil eder fakat Amerikan Rüyasının yüceltilmiş idealiyle gerçek yaşam arasında derin bir uçurum vardır. Amerikan Rüyası, bireylerin çaba, sadakat ve azimle kişisel başarıya ulaşabilecekleri inancını içerir ancak Kükreyen Yirmilerde bu ideal, genellikle yüzeysel başarıya odaklanan bir illüzyona dönüşmüştür. Ekonomik canlılık ve artan tüketim, Amerikan Rüyası’nın sadece maddi başarıyla eşdeğer olduğu yanılsamasını pekiştirmiştir. Kükreyen Yirmiler, tüketim çılgınlığının doruk noktasını yaşadığı bir dönemdir. Ekonomik refahın artmasıyla birlikte, insanlar daha fazla mal ve hizmet satın almaya yönlendirilmiştir. Bu süreç, Amerikan Rüyasının yalnızca maddi kazançlarla ölçüldüğü bir atmosfer yaratmıştır. İnsanlar, başarılarını göstermek ve statülerini yükseltmek adına daha fazla tüketmeye odaklanmışlardır.

Muhteşem Gatsby’in Kükreyen Yirmilerin Popülerleşmesine Etkisi

Muhteşem Gatsby, Amerikan edebiyatının en etkileyici yapıtlarından biri olarak kabul edilmektedir. Roman, 1920’lerin Amerika’sının sosyal, kültürel ve ekonomik dinamiklerini incelerken, aynı dönemin pop kültürüne de derin etkiler bırakmıştır. Muhteşem Gatsby, 1920’lerin Amerika’sının bozulan ahlaki değerlerini, yükselen ekonomik refahı ve yozlaşmış sosyal normları etkileyici bir şekilde tasvir eder. Roman, bu dönemin yüzeydeki parlaklığını ve zenginliklerini gösterirken, altında yatan boşlukları ve çürümüşlüğü de ele alır. Bu, Kükreyen Yirmilerin karmaşıklığını ve çelişkilerini göstererek dönemin ruhunu yansıtır. Muhteşem Gatsby, zenginlik ve lüksün simgesi olan Gatsby’nin muazzam partilerini detaylı bir şekilde anlatarak, Kükreyen Yirmilerin eğlence kültürüne odaklanır. Gatsby’nin görkemli partileri, dönemin sosyal yaşantısının ve parti kültürünün bir aynasıdır. Bu, romanın okuyucularını, 1920’lerin eğlence anlayışıyla tanıştırır ve bu kültürün popülerleşmesine önemli bir katkıda bulunur. Muhteşem Gatsby, döneminde kadınların sosyal statüdeki değişimini ve özgürlük arayışlarını vurgular. Daisy Buchanan karakteri hem zenginlik hem de kadın hakları bağlamında dikkat çeker. Ayrıca roman, 1920’lerin moda anlayışını da yansıtarak, flapper tarzının popülerleşmesine katkıda bulunur. Bu dönemdeki kadınların giyim tarzları ve davranışları, Gatsby’nin sayfalarında hayat bulur. Muhteşem Gatsby, Amerikan Rüyası’nın eleştirisini yaparken, aynı zamanda başarının anlamını sorgular. Gatsby’nin hayali, sadece zengin olmak değil, aynı zamanda sevdiği kadını kazanmak ve sosyal statüsünü yükseltmektir. Roman, bu ideallerin peşinde koşmanın boşuna bir çaba olabileceğini ve Amerikan Rüyasının karanlık yönlerini gösterir. Bu temalar, Kükreyen Yirmilerin toplumsal düşünce yapısını etkileyerek, Amerikan Rüyasının sorgulanmasına katkıda bulunur.

Sonuç

Birinci Dünya savaşının ardından 1920’lerin on yıllık zaman dilimine “Kükreyen Yirmiler” adı verilmiştir. Kükreyen yirmiler diğer yandan “Caz çağı” olarak da anılmıştır. Bu dönemde savaşın topluma verdiği buhranı hafifletmek için insanlar kendilerini “partilemeye” ve gönüllerince yaşamaya adamıştır. Bu dönemin en yoğun yaşandığı ülke de Amerika olduğundan, dönemin görkemli yaşantısına özenen toplum Amerikan Rüyasının peşine düşmüştür fakat bu durum düşünülenin tam tersine vaatlerini gerçekleştirmemiş ve birçok insan hem kendisine hem de topluma yabancılaşmıştır. Ele alınan roman; Muhteşem Gatsby ise kükreyen yirmileri anlatmaktadır. Muhteşem Gatsby, Amerikan edebiyatının en etkileyici yapıtlarından biri olarak kabul edilmektedir. Roman, 1920’lerin Amerika’sının sosyal, kültürel ve ekonomik dinamiklerini incelerken, aynı dönemin pop kültürüne de derin etkiler bırakmıştır. Muhteşem Gatsby, zenginlik ve lüksün simgesi olan Gatsby’nin muazzam partilerini detaylı bir şekilde anlatarak, Kükreyen Yirmilerin eğlence kültürüne odaklanır. Gatsby’nin görkemli partileri, dönemin sosyal yaşantısının ve parti kültürünün bir aynasıdır. Roman, dönemin sosyal ve kültürel atmosferini yakalamasıyla birlikte, Amerikan edebiyatının ve pop kültürünün önemli bir eseri olarak kabul edilir. Eser kükreyen yirmileri en iyi şekilde tasvir etmiş ve elde ettiği başarı sayesinde bulunduğu dönemi günümüzde bile popüler hale getirerek popüler kültürün unutulmaz bir parçası yapmıştır.

Kaynakça

https://www.khanacademy.org/humanities/us-history/rise-to-world-power/1920s-america/a/jazz-and-the

lost-generation

Muhteşem Gatsby, Scott Fıtzgerald, (Çev. Özgür Umut Hoşafçı) Mitra yYayınları, 2012

Loos (2015) The Lost Generation: Literature of the American Jazz Age

Busyeiri, (2021) Lifestyles during The Roaring 20s of America in F. Scott Fitzgerald’s The Great Gatsby

Gözen, (2022), Muhteşem Gatsby’ye Arketip Yaklaşım: Meta-Meme ile Muhteşem Gatsby’de

Dönüşümsel Amerikan Rüyası

Pruitt, (2018), 8 Ways ‘The Great Gatsby’ Captured the Roaring Twenties—and Its Dark Side

Little, (2021), Why the Roaring Twenties Left Many Americans Poorer

https://www.gazetebilkent.com/genel/adad/luksun-ve-eglencenin-cagi-kukreyen-yirmiler

Kalender, A.(2013). Kavram Olarak Halkla İlişkiler, Dünyada Ve Türkiye’De Halkla İlişkilerin Tarihsel Gelişimi.

Özgür, A.Z. (Ed.). Halkla İlişkiler içinde (Ünite 1)

https://www.1920s-fashion-and-music.com/1920s-pop-culture.html

BOTSIOU, (2022), The Roaring Twenties As Depicted In Scott Fitzgerald’s “The Great Gatsby”

Storey, (2021), Cultural Theory and Popular Culture

Frost, (2012), Popular Culture during the “Jazz Age” and After

Şahin, Muhittin (2013). “Yalnızlık Adlı Şarkının Queer Yabancılaşma Bağlamında İncelenmesi”,

TSA (Türkiye Sosyal Araştırmalar) Dergisi, Yıl 17, S.2, s, 33-48


görsel: Eat, Drink, & Be Merry, Edward Montgomery

https://edwardmontgomeryfineart.com


Diğer Yazılar

Chiaroscuro: Işık ve Gölge Kombinasyonu Üzerine Bir Bakış ve “Meryem’in Ölümü”

Eserin görsel özellikleri, ona nasıl baktığımızı ve ondan nasıl anlamlar çıkardığımızı belirler. Bize görmediğimiz b…

Anne! Rüyamda Kurtlar Gördüm:  The Company of Wolves (1984) Biraz Psikanalitik Bir Okuma

–  I’ll tell you a story of a wounded wolf.(Sana yaralı bir kurdun hikayesini anlatacağım.) “Kurt, etoburluğun vü…

yüksel

YükselGökyüzündeki zeytinUmut ışınlarıGülüyorumBir şansın şansıYaşıyoruz çünkü yapıyoruzYapıyoruz çünkü yaşıyoruzcau…



© Tüm hakları saklıdır. Developped by ordek.co .