ve ben korkuyorum dünyayı görememekten zayıflamaktan ve yüklerimden kurtulamamaktan beynimi kemiren tilkilerin kafamı parçalamasından ya da içimdeki o tuhaf hissin kemiklerimi un ufak etmesinden zaten en gerideyken daha da gerilemekten bir ottan farksız düşlerime dokunamadan gitmekten apoletlerimi kim aldı benden yoksa hiç varolmadılar mı tek bir hareketinle destanlar yazdığın o eller şimdi kendi kuyularını kazıyorlar çok korkuyorum ciğerlerimin toprağa gömülecek olmasından bir kehaneti duymak adına kurban edilmek istemiyorum ateşe, aya ya da güneşe daha fazla bakamayacağım körlüğümden elbette ki memnun değilim fakat yine de bakamayacağım gecelerimin zalimliği haddini aşıyor ve ‘kes bence kulaklarını’ diyen o ses her noktaya imzasını atıyor tuzlu ekmeğin tadı rüyalarıma konu olurken gerçek en derin çukurlarda yüküme yük katıyor varlığından fena halde şüphe duyduğum tanrı yaratmak için çok küçüğüm ve ilk defa dünya bedenime meydan okuyor benim gözlerimi büyütür müsün