© 2022 Tüm hakları saklıdır. Developped by ordek.co .

hangi sabah

Temmuz 24, 2023
Ahmet Ayberk Aykul

Paylaş

O sabah karar verdi
Her şeyi ile kusursuz olmadan
Dışarı adım atmamalıydı

Her bela dedi
Benim yüzümden
Keçileri kaçırdı

Yetinmemeli bu kadarıyla, kafayı yemeli!
Kendine duyduğu içten hor görüden
başka neyi vardı

Sık sık keşkeler ederdi
Ne istediğini bile bilmeden
Ne yapıp edip baştan başlamalıydı

Düşündü düşündü, hayret etti
buz tutmuş yargılarından
Annesi onu nasıl da kandırmıştı

İşte o sabah karar verdi
Her şeyi ile kusursuz olmadan
Dışarı adımını atmamalıydı

Biri bir şey dese istemediği
Biri geçse hele tanıdığı selam vermeden
saatlerce ağlardı

Önce öldürmeyi öğrendi
Sonra da başı ağrıdı sessizlikten
Yordu onu kalabalığın oyunları

Özledi çok özledi
Yüzünü okşardı gelse elinden
Artık sevgisine başka dilalar aramalıydı

Hayır işte o sabah karar verdi
Her şeyi ile kusursuz olmadan
Dışarı adımını atmamalıydı

Hele şu sıkıntılar bi’ geçseydi
Gına gelmişti zaten şu bulutlardan
[enter] dünyanın en uzun sonbaharı

Sene yirmi bir yirmi iki
Sırf onun istememesinden
Aylarca güneş açmadı

Asıl o sabah karar verdi
Her şeyi ile kusursuz olmadan
Dışarı adımını atmamalıydı

Kim ne yapsın beni

dedi Giyinip kuşandım benliğimden
artakalan tüm yalnızlıkları

Kucaklamalıyım kucaklamalıyım ama tanrım neyi
Uçsuz bucaksız hep aynı rutubetli karanlık kuyuyum ben
değdiğini kurutup çırılçıplak bırakan o doğu rüzgarı

Birilerinin içeri girmelerine izin de verdi
aslında, onların varlığına bile katlanamadan
“nolur söyleyin eskiden kimdim ben!” hatırlamalıydı

belki kalmalarına dahi izin verirdi
bi’ becerebilselerdi ağızlarını açmadan
üç dakika durmayı belki kovmazdı da onları

Görece barbarı oynamak kolaydı ki
hem neyi eksikti vahşi hayvanlardan!
Ah bir dindirebilseydi sevgisinin acımalarını

mutlu olacaktı o da bir keşiş gibi
belki bir akrep kadar ardına bakmadan
dışarı bile çıkardı

Ama o sabah karar verdi
Her şeyi ile kusursuz olmadan
Dışarı adımını atmamalıydı

Geçen sabah uzun uzun pencereye daldı gözleri
Mekdanıldsta külahta dondurma yiyen şişman
Kat kat giyinmiş altın takılarla süslü Hidayet teyze ordaydı

bi’ başına ve rahatsız sık sık da terlerken yedi bitirdi
dondurmayı hidayet teyze kimse olmadan
karşısında bi’ başına yalnızdı

belki de o sabah karar verdi
her şeyi ile kusursuz olmadan
dışarı adımını atmamalıydı

çocukken aptalca bir iniltiydi bir suçluluk hissiydi
babası, dayak yemekle ve sanayide çalışmakla ilişkiliyi o zaman
büyümek. O hiç adam akıllı dayak yemedi ve sanayide de çalışmadı

da arkadaşlarına çalıştığını söylerdi
babasına da uyduruk sokak kavgaları paslardı yaşanmayan
böyle bir yükü neden çekti çünkü karın ağrısı

seneler sonra fark etti
kesti attı da iplerini düştü yere kocaman kayalar sırtından
bilmeden taşıdığı her gün için yorgundu yaşlı

seneler sonra fark etti
kesti attı da iplerini düştü yere kocaman kayalar sırtından
bilmeden taşıdığı her gün için yorgundu yaş

o sabahtı karar verdi

her şeyi ile kusursuz olmadan

dışarı adımını atmamalıydı


görsel: Le mépris (1963), Jean-Luc Godard


Diğer Yazılar

bir dakika

Dış kapıdan çıktım. Sokağa adım atınca Gizli Yüz’ü biraz düşündüm. Bu filmleri böyle anlaşılmaz ve soğuk yapan şeyle…

Name As A Form Of Home: Writing on Qinyuan Lei’s “The One Who Runs Away Is the Ghost”

International Documentary Film Festival Amsterdam (IDFA) is known as a safe bet for works involving highly personal…

after hours

We made it -Not a lie!- We’ve made everything -roar a hurray to us!- We’ve created a pulp electri…



© Tüm hakları saklıdır. Developped by ordek.co .