Kusurlu imge bir borçluluk, kusursuz imge ise bir doymuşluk halini imler simülasyon düzeninde. Bu borç, gözün beyne, görünün idraka ve hatta bakmanın görmeye borcudur. Doymuşluk halinde ise bu borçlar tersine döner, tıpkı bir tıkanma durumu gibi şeylerin arasındaki farkların, farkların arasındaki ayrımların görülemediği bir atalet devreye girer. İllüzyon borcun başladığı yerde başlar, borcun bittiği, tıkanmanın başladığı yerde biter. Baudrillard’ın ifade ettiklerinden ve daha da önemlisi etmediklerinden bunlar ortaya çıkar.
Bu noktada, imgenin eksik olan olma zorundalığı ortaya çıkar. İmge boyutta, görüde, renkte, dokuda ve seste beceriksiz veya becerikli bir azaltıma gitmelidir/gitmiş olan olmalıdır Baudrillard’a göre. Şeylerle temsilleri, gerçekle imgesi arasındaki boşluğa dünyalarımız sığar, bugünlerde hissedilenin aksine yaşamlarımız kaybedilmemiş ve kaybolmamış olur. Borç büyüdükçe boşluk büyür, boşluk büyüdükçe de borç. Hatta belki de borç boşluktur, boşluk ise borç. Bu bir aynılık değil, yerine geçebilme, yerine düşünebilme halidir.
Bu serideki fotoğraflar da yukarıdaki kuramsal çerçevede kendince en modern yönelimi tercih ve ifa etmeye çalışmaktadır. Serinin sayıları ilerledikçe ortaya çıkan toplumsal cinsiyet, beden, seksüalite vb. sorunların ilerleyen serilerde altından kalkılacak/kalkılamayacak sorunlar olacağı belli olacaktır.