© 2022 Tüm hakları saklıdır. Developped by ordek.co .

diyalog: Fatih Berk Şahin

Kasım 7, 2023

Paylaş

ana akım sevmezliğimiz ve netflix nefretimizi hiçe sayarak izlediğimiz, Ozan Açıktan yönetimindeki 2021 yapımı Geçen Yaz’da bir şeyler vardı… son derece samimi bir anlatı, salaş bir devinim, yalın bir nostalji ve melankoli, hudutlarını bilen bir sinematografi… klasik anlatıda iyi bir üç perdelik izlemek için tüm taşlar olması gerektiği yerde, oyunculuklar ise yerli yerinde. filmin – bize göre – “yıldız”laşabilecek pek çok parıltısı arasından sessizce sıyrılan ve çarpıcılaşansa “Deniz”in enginliği ve onu somutlaştıran Fatih Berk Şahin’in sahnelemesiydi. Türkiye’de büyük ve bağırgan oyunculuklara tahammül etmek zorunda bırakılan izleyici için ölçülü bir halde seyreltilmiş ve az oynayan bir sahne sanatçısıyla karşılaşmak, hele de söz konusu sanatçının yaşının 20’lerine bile henüz varamayaşı Fatih Berk Şahin’i özel kılıyordu. Kendisini uzaktan uzağa, kendisi gibi olgun ve sessizce seyrederken apart üyelerinden Gökçen Usta sayesinde bizzat tanıma fırsatımız oldu. İkili, BeIN CONNECT ve TOD TV’de yayınlanan Sarmaşık Zamanı’nı yaratırlarken bir başka sürprizin ilk adımları da atılıyordu ki bunu da muhtemelen önümüzdeki aylarda apart’ta hep birlikte duyuyor, görüyor olacağız. Ekranlardaki sadeliği, repertuarının umulmadık yelpazesi, mütevazılığı ve kendisini geliştirmeye yönelik arzusuyla dikkat çeken Fatih Berk Şahin’in sezonla beraber doludizgin ilerleyen temposuna şöyle bir uğradık, lafladık…

Ansambl oyuncu kadrosu, farklı bir platform, rafine bir reji… “Sarmaşık Zamanı” nasıldı?

İsmi gibi bir dizi hakikaten Sarmaşık Zamanı… Ali, o şemada önemli bir yerdeydi. Yönetmenimiz Gökçen Usta tanıştığımızda karakteri anlattı ve hikâyeyi birlikte anlatmayı da izlemeyi de çok istedim. İki sezon keyifle çektik gerçekten. Çok bekledik. Nihayet yayınlanıyor da izliyoruz şu an.

Bu meslek nereden, neden, ne zaman geldi aklınıza?

Sekiz yaşındaydım bu mesleğin farkına vardığımda. Setlerin zorluğu hakkında minibüste duyduklarımla ilk defa merak ettim oyunculuğu. Kısa bir sürenin ardından kendimi oyuncu ilan ettim tabii:) Zamanla, tutku ve eğitimle aklıma yattı iyice.

“Geçen Yaz” ile başlayarak farklı yapımlardaki sahnelemelerinize bakıldığında birbirinden epey uzak karakterleri canlandırdığınızı görüyoruz ancak ortak payda her defasında sade ve yalın bir oyunculuk oluyor. Bu çeşitlilik ve istikrarı nelere borçlusunuz? Gücünü sadelikten almayan karakterleri canlandırmak daha alışık olduğum bir şeydi. Tiyatro eğitimi çeşitliliğe maruz kalmak demek zaten. Ama kamera önüne geçtiğim ilk sette önceki tüm oyunları ve sınavları unutmak istedim. Geçen Yaz filminden sonra okuduğum senaryolara kariyer odaklı yaklaştım diyebilirim.

Metot oyunculuk bir süredir daha yüksek sesle eleştirilir hale gelse de sahadaki hâkimiyeti baki sanki. Bu konuda neler düşünüyorsunuz? Kendinize yakın bulup uyguladığınız bir yöntem var mı?

Birçok oyunculuğu mümkün kılmıştır ama buna ipleri elinde tutmak diyorum ben. Ne kadar fikir sahibi olursan o kadar sahayı tribünden görebilir veya unutabilirsin. Benim kendime yakın bulduğum tek bir şey var. Uykudan önce çalışmak ve uykudan hemen sonra hatırladıklarını yazmak. Bu içtenlik adına herkeste çalışabilecek bir yöntem.

Role hazırlanışlarınızda çalıştığınız yönetmenlerin haliyle farklılık gösteren oyuncu yönetimleri ne kadar belirleyici oluyor? Çalışmayı daha çok tercih ettiğiniz bir model var mı?

Ben teslim olmaktan yanayım. Karşılıklı teslimiyet başka bakış açılarına yol açıyor. Bunun istenmediği setlere karşı çok anlayışlıyım. Ama bilmediğimiz başka bir yola saparsak belki verim alabiliriz. Bunun bir sette dil haline gelmesi son derece kıymetli.

Fatih Berk Şahin neler dinler, neler okur? Neler dinlemez, neler okumaz?

Döngüde giden bir ritmi dinliyorum evdeyken. Bu bazen sadece bir davul olabiliyor. Sabahları zaten Reggae olmazsa olmaz. Okuma alışkanlığını tiyatro metinleriyle edindim zaten. Şu ara felsefe ve sosyoloji alanında ki Türk düşünürleri okumaya başladım.

Kısa metrajlarda da yer aldığınızı biliyoruz. Sinemanın bu özerk formu sanatınızı nasıl besliyor? Ya da besliyor mu ki?

Ağustosta çektiğimiz film kısa metrajların ancak defalarca prova yapılarak çıkabileceğini kafamdan çıkarmama yol açtı. Üç günlük setimizde senaryodan başka bir şey düşünmedik. Ve kayıt denildiğinde ilk ve son kez soluyacaktık o nefesi.

Biyografik bir anlatıda en çok kimi canlandırmak isterdiniz?

Bilim dünyasından Viktor Frankl olabilir. Robin Williams ve Tarık Akan’ı oynamayı da isterdim.

Yakında neler olacak? Sizi nerelerde izleyebileceğiz?

Belki bir sinema daha… Şimdiki hazırlığım ise yakın tarihte yayına girecek olan dizimiz için…

Teşekkürler.


sorular: Onur Keşaplı

fotoğraflar: Erinç Durlanık / Studio.zade

https://www.instagram.com/studio.zade/


Diğer Yazılar

sine-haiku VIII: Aru sendo no hanashi

Yaşlı kayıkçıTaşır tüm ölüleriGençliklerine görsel: Aru sendo no hanashi, Jô Odagiri, 2019

loop visualizer

Sanılanın aksine, visualizer’lar müzik sektörünün bir uzantısı olarak değil film sektörünün ya da daha geniş bir adl…

“kıyamet emeklisi”ne mektup

Ah Aziz, Tanrın mı seni “alın varlık acısı çeken kulumu görün” niyetine açık etti yoksa kendini mi açık etmek içi…



© Tüm hakları saklıdır. Developped by ordek.co .